|

1. Giriş
Yeşil bitkiler ekosistemin temeli olup, canlılığın kaynağını oluştururlar. Bu bağlamda, yaşamın sürdürülebilirliği, bitki örtüsünün sürekliliğine, arttırılmasına, insanoğlunun bitkileri yakından tanıyarak önemini kavramasına ve çoğaltılması yönündeki çabaları ile doğru orantılıdır. Özellikle hızla artan nüfus, çarpık kentleşme ve yanlış sanayileşme sonucu, dünyamız küresel ısınma, büyük çevre kirlenmesi ve zehirli atıklar gibi olumsuz koşullar karşısında artık çaresiz kalmış ve ekosistemin dengesi iyice bozulmuştur.
Bu aşamada, doğal bitki materyali kaynakları olan başta ormanlar olmak üzere savan, maki, step, çöl, tundra ve alpin çayırlar ile bataklıklarda yetişen bitkilerin işlevleri büyük önem kazanmıştır. Bitkiler insanoğluna, doğrudan doğruya sağladığı gıda, barınma ve beslenme gibi binlerce somut yararlarının dışında, yeşil bitkilerin gerçekleştirdiği mucizevî olay olan fotosentez işlevi sonucu, yaşamın kaynağı olan soluduğumuz oksijeni üretmekte, erozyonun sigortası olmakta ve su düzenini sağlamaktadır.
Fotosentezin Kimyasal Açılımı
Öte yandan, son yıllarda öne çıkan büyük kentlerdeki kirliliğe karşı oluşturulan kent içi ormanlar, park, bahçe ve peyzaj alanında kullanılan estetik ve rekreasyon amaçlı bitkiler, büyük soyut yararlar da sağlamaktadır. Buna karşın, yukarıda değinilen olumsuz çevre koşulları, büyük kentlerdeki bitkilerin yetiştirilmelerini ve yaşamını giderek güçleştirmektedir.
Yukarıda hayatsal işlevleri belirtilen bitkilere, Doğa Koleji yönetimi ayrı bir önem vermektedir. Bu doğrultuda kampüslerini çok sayıda ve çeşitli bitki materyali ile donatmışlardır. Ayrıca uyguladıkları klasik eğitim ve öğretim programlarının yanı sıra, Doğa Konseptli Eğitim Modelini benimseyerek, organik tarım, botanik ve dendroloji içerikli dersleri de programına eklemiştir.

1.1. Botanik Bilim Dalı ve Alt Dalları
Botanik bilimi Biyoloji’nin bitkiler dünyasını inceleyen bölümü olup, özellikle yirminci yüzyıl içerisinde büyük gelişme göstererek, birçok bilim dallarına ayrılmıştır. Bunlar tanımları ile birlikte aşağıda verilmiştir:
Bitki morfolojisi, şekil bilgisi anlamında, bitkilerin dış ve içyapılarını incelemektedir. İçyapılarını araştıran bilim dalına ise anatomi adı verilmektedir. Ayrıca bitki morfolojisi içerisinde hücre bilimi (sitoloji), doku bilimi (histoloji) ve organ bilimi (organografya) yer almaktadır.
Taksonomi ya da bitki sistematiği, bitkileri birbirleriyle olan yakınlıkları ve akrabalıklarına göre belirli birimler içerisinde ele alarak inceleyen önemli bir botanik dalıdır. Bu şekilde bitkiler belirli sınıf, takım, familya, cins ve türlerde toplanarak, bunların ortak özellikleri belirtilmektedir.
Bitki coğrafyası (Geobotanik) ise, bitkilerin yeryüzünde hangi yolla dağıldıklarını, bunu etkileyen etmenlerle, çeşitli bitkilerin oluşturdukları bitki toplumlarının nerelerde yayıldıklarını inceler.
Bitki sosyolojisi (Phyto sociologie), bitkileri bireysel düzeyde değil, toplumsal yapıları bakımından inceleyen botanik dalıdır. Son yarım asırda bitki coğrafyasından ayrılarak bağımsız bir disiplin olmuştur.
Bitki fizyolojisi, bitkilerin hayatsal işlevlerini fizik ve kimyasal yöntemlere dayanarak inceleyen bir botanik dalıdır.
Bitki ekolojisi, bitkilerin birbirleriyle ve bulundukları ortamla olan ilişkilerini inceleyen ve araştıran bilim dalıdır.
Paleobotanik, eski devirlerde yaşamış, günümüzde artık ortadan kalkmış, yalnızca fosillerine ve kalıntılarına rastlanan bitkileri inceler.
Genetik (Kalıtım), bitkilerde kalıtsal olayları incelemektedir.
Evrim (Evolüsyon), bitkilerin yeryüzünde ilk oluştuklarındaki sade yapılı durumlarından, bugünkü düzeylerine gelinceye değin, bireysel ve toplumsal olarak geçirdikleri değişiklikleri ve gelişimleri araştıran bilim dalıdır.
Palinoloji ise, bitkileri polen ve sporları yönüyle araştıran, inceleyen yeni bir botanik dalıdır.
Dendroloji, tohumlu bitkilerin odunsu taksonlarını, bir başka deyişle ağaç ve çalıları inceleyen bir botanik alt dalıdır. Dendroloji, diğer botanik alt dallarından bitki sistematiği, morfoloji, ekoloji, geobotanik ve bitki fizyolojisi ile yakından ilişkilidir.
Biyoteknoloji, Biyoloji biliminin teknolojik alanda kullanılması olanaklarını inceleyen, araştıran uygulamalı yeni bir botanik dalıdır. Bir başka tanıma göre canlıların yardımıyla hammaddelerin yeni ürünlere dönüştürüldüğü işlemlerin tümüdür. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü)’ye göre Biyoteknoloji temel bilim ve mühendislik ilkelerinin biyolojik araçlar yardımıyla ürünlere dönüştürüldüğü ya da hizmetlerin gerçekleştirildiği süreçlere uygulanan bir teknolojidir. Son yıllarda Biyoteknoloji, Gen Mühendisliği ya da Gen Teknolojisi olarakta bilinmekte olup, evcil hayvan ve bitki soylarının geliştirilmesine ve kopyalanmasına olanak veren teknolojilerin kullanılarak üretilmeleri ile uygulanmaktadır.
Eksobiyoloji, başka gezegenlerde ilksel ya da gelişmiş bir yaşam şeklinin olabileceği birçok bilim adamınca kabul edilmektedir. Bu yeni bilim dalına Eksobiyoloji denir. Ancak, bugüne değin, dünyanın dışında en küçük bir yaşam belirtisi saptanamamıştır.
Uygulamalı botanik, son yıllarda özellikle önem kazanan bu botanik dalı içinde orman botaniği, eczacılık botaniği ve dendroloji gibi ekonomik amaçlı ve uygulamalı botanik dalları yer almaktadır.
Yukarıda sıralanan birçok botanik dalları genel olarak üç grupta ele alınabilir:
- Genel Botanik
- Sistematik Botanik
- Uygulamalı Botanik

1.2. Gymnospermae ve Angiospermae Bitkileri Arasındaki Farklar
Her ikiside tohumlu bitkiler olup, ancak daha öncede vurgulandığı gibi tohumu taşıyan karpel ya da tohum pulu adı verilen değişime uğramış yapraklar Gymnospermae’lerde açık kalmaktadır. Angiospermae’lerde ise ya bir karpel tek başına ya da birçoğu yan yana gelip, yan kenarları ile birleşerek stigma, stilus ve ovaryumdan oluşan bir pistil oluşturmaktadır. Tohum tomurcuğu bu kapalı pistilin ovaryumunun içerisinde, kapalı bir ortamda döllenip gelişir.
Angiospermae’lerde çiçekler çoğunlukla çok değişik görünümlerdedir. Bir cinsli bir evcikli (monoik), bir cinsli iki evcikli (dioik) çiçeklerin yanısıra, erselik (erdişi, hermafrodit) çiçekler çoğunluktadır. Oysa Gymnospermae’lerde erselik çiçekler ender olup, kimi Gnetinae örneklerinde ve fosil Gymnospermae ’lerden bazı Bennettitinae ’lerde görülmektedir. Büyük çoğunlukla monoik ve dioik çiçeklerden oluşmaktadır.
Angiospermae’lerde tozlaşma büyük ölçüde garanti altına alınmıştır. Rüzgarla tozlaşma (anemogamie), böceklerle tozlaşma (entomogamie), sularla tozlaşma (hydrogamie) ve kuşlarla tozlaşma (ornithogamie) söz konusudur. Oysa Gymnospermae’lerde çoğunlukla rüzgarla tozlaşma görülmektedir.
Gerçek meyve oluşumu ilk kez Angiospermae’lerde görülmüştür. Genel olarak Gymnospermae’lerde meyveden söz edilemez, ancak Taxus (Porsuk), Ephedra (Deniz üzümü) gibi kimi Gymnospermae’lerde sulu meyveye benzer oluşumlar vardır. Meyve yerine Gymnospermae’lerde çoğunlukla kozalak oluşumu bulunur.
Gymnospermae (dişi çiçek) Angiospermae (erselik çiçek)
Endosperm (besidoku), Angiospermae’lerde yalnızca döllenmeden sonra oluşmakta, Gymnospermae’lerde ise döllenme olsun olmasın endosperm dokusu önceden oluşmaktadır.
Angiospermae’lerde dişi gametofitlerinde kuvvetli sadeleşmeler olmuştur. Öncelikle sıvı bir ortama gereksinme yoktur. Gymnospermae’lerin ilksel örneklerinden Ginkgo (Mabet ağacı) ve Cycas (Sikas)’larda görülen spermatozoit (kamçılı sperm), hiçbir Angiospermae örneğinde görülmez. Bunların yerine erkek gametler spermalar şeklindedir. Gymnospermae’lerde dişi gametofitlerinde görülen arkegonlar kaybolmuş, bunun yerine 8 hücreden oluşan bir embriyo kesesi oluşmuştur. Gymnospermae’lerde tek döllenme, Angiospermae’lerde çift döllenme gerçekleşmektedir.
Gymnospermae’lerde görülen tek döllenme olayı, polenin vejetatif nukleusundan oluşan polen hortumunun içinde generatif nukleusun ikiye bölünmesi ile meydana gelen iki spermadan birisi, embriyo kesesindeki arkegonlardan birisinin içindeki yumurta hücresini döllemesi ile gerçekleşir. Öteki sperma ve arkegonlar kaybolur. Gymnospermae’lerin dişi gametofitleri içinde 2–10 kadar arkegon bulunur.
Yaşayan tüm Gymnospermae örnekleri odunsu yapıdadır. Angiospermae’ler ise hem odunsu, hem de otsu yapıdadır. Öte yandan, Angiospermae’lerin odunlarında su iletimini daha iyi ileten traheler belirmiştir. Oysa Gymnospermae’lerde traheler yalnızca en gelişmiş sınıf olan Gnetinae’lerde görülür. Gymnospermae’lerde odunlar çoğunlukla traheid ve odun paranşimlerinden oluşmaktadır.
Angiospermae bitkisinin embriyo kesesi yapısı
Çesitli Gymnospermae örnekleri:
Cupressus arizonica “Fastigiata” Chamaecyparis lawsoniana Pinus pinaster
Sütun Arizona Servisi “Robusta Aurea” Sahil Çamı
Altuni Lavzon Yalancı Servisi
Pinus pinea Picea pungens Abies nordmanniana subsp. bornmuelleriana
Fıstık Çamı Mavi Ladin Uludağ Göknarı
Çesitli Angiospermae örnekleri:
Pittosporum tobira Mirabilis jalapa Teucrium fruticans
Pitos Akşam Sefası Kısamahmut Çalısı
Weigela florida Potentilla fruticosa Rhaphiolepis delacourii
Florida Vangelyası Pençe Çalısı Limon Çalısı
1.3. Bitkilerin Hayat Formları (Raunkiaer Yöntemi)
Danimarkalı botanikçi olan Raunkiaer (1937), bir kısmı bu kitabın içeriğini oluşturan odunsu ve otsu bitkileri, vejetasyon devresi içinde bitkiyi yenileyecek olan tomurcukların elverişsiz mevsimde (kış ya da yaz kuraklığı) bitki üzerinde, toprak ya da su içinde bulunuşlarına göre 5 ana grupta incelemiştir.
Phanerophytes (Ph): Fanerofit bitkilerde tomurcuklar toprak yüzeyinden en az 30cm ve daha fazla yükseklikte bulunurlar (0,3–112 m). Ağaç ve çalı (odunsu) olan bitkiler bu gruba girmektedir. Örneğin; Çam, Göknar, Ladin, Kayın, Meşe, Ardıç, Fındık, Orman gülleri.
Ağaçlarda boy büyümesini sağlayan, büyüme enerjisi ve büyüme maddesi olan hormonlar çoğunlukla ana sürgün üzerinde bulunur ve çok miktardadır. Çalılarda ise bu madde yan sürgünlerde ve daha az oranda bulunur.
Ağaç ve çalı bitkileri çoğu kez birbirleriyle karıştırılmaktadır. Genel olarak ağaç, tek gövdeden oluşan, çapı 10 cm’i ve boyu 5–8 m’yi aşan odunsu bitkidir. Örneğin; Fagus (Kayın), Populus (Kavak), Pinus (Çam), Picea (Ladin), Carpinus (Gürgen) gibi.
Ağaçlar da kendi aralarında;
· Kısa boylu ağaçlar (ya da ağaçcıklar) 5–10m
· Orta boylu ağaçlar 10–20m
· Boylu ağaçlar 20–30m
· Çok boylu ya da büyük ağaçlar 30–50m
· Dev (görkemli) ağaçlar 50m’den boylu
Bugüne değin en boylu ağaç 112m ile Sequoia sempervirens (Sahil sekoyası)’dir.
Çalı ise, birçok gövdesi olan, boyu 5–8m’den küçük, çapı 10cm’den az olan odunsu bitkilerdir. Örnek olarak Corylus (Fındık), Rhododendron (Orman gülü), Buxus (Şimşir), Vaccinium (Ayı üzümü), Ligustrum (Kurtbağrı) verilebilir. Çalılarda; boylu çalı, çalı ve bodur çalı olarak üçe ayrılmaktadır.
Chamaephytes (Ch): Bu bitkilerde büyümeyi sağlayan tomurcuklar, uygun olmayan mevsim içinde, toprak yüzeyinde ya da toprak yüzeyinden en çok 30cm yükseklikte olan kısma kadar olabilir. Bu grupta odunsu, yarı odunsu ve otsu bitkiler vardır. Ephedra (Deniz üzümü), Vaccinium (Ayı üzümü), Acantholimon (Kirpi otu), Dianthus (Karanfil) gibi bitkiler Chamaephytes’lere örnek olarak verilebilir.
Hemicryptophytes (H): Hemicryptophyt’ler ise, tomurcukları uygun olmayan mevsim içinde toprak yüzeyinde bulunup, ölü örtü tarafından gizlenmekte olan bitkileri içerir. Örneğin; Bellis perennis (Koyun gözü), Plantago major (Sinir otu), Fragaria vesca (Orman çileği), Medicago sativa (Yonca), Urtica dioica (Isırgan otu).
Cryptophytes (C): Uygun olmayan mevsimlerde tomurcukları toprak altında ya da su içerisinde olan bitkilerdir. Toprak altında ise Geophytes adını alır. Örneğin; Allium (Soğan), Crocus (Safran), Lilium (Zambak). Su içinde bulunanlara ise Hydrophytes denir. Örneğin; Nymphaea (Nilüfer), Lemna (Su mercimeği), Aponogeton (Gölet ayrığı) gibi.
Therophytes (Th): Gelişmelerini bir vejetasyon süresinde tamamlayıp, uygun olmayan mevsimi toprak altında tohum halinde geçiren bitkilerdir. Bunlar çoğunlukla tek yıllık bitkiler (annual) olup, vejetasyon süreleri çok kısadır. Genellikle fidanlıklarda çok yaygın olup, ışık gereksinimleri de çok fazladır.
Hayat Formlari Diyagrami:
(1) Phanerophytes (5-9) Cryptophytes
(2-3) Chamaephytes (5-6) Geophytes
(4) Hemicryptophytes (7-8-9) Halophytes ve Hydrophytes

(1) Castanea sativa (Kestane) (1) Corylus avellana (Findik) (2-3) Dianthus (Karanfil)

(4) Bellis perennis (Koyun gözü) (5-6) Crocus longiflorus (Safran) (7-8-9) Aponogeton distachyos (Gölet ayrigi)
1.4.Tohumlu Bitkilerin Vejetatif (Büyüme) Organları
Tomurcuk; Oluştukları yıl içerisinde belirli bir boy uzamasına ulaşan Gymnospermae ve dikotil Angiospermae bitkilerinin köklerinden başka kısımlarında, özellikle yaprakların koltuklarında yer alan ve işlevleriyle yeni sürgünler, yaprak ve çiçekler oluşturan organlara denir. Kısaca tomurcuğa, genç bir sürgünün dinlenme devresidir, denilebilir.
Tomurcukların sürgünler üzerinde bulunuşları rastlantısal değildir. Bunlar belirli kurallara göre dizilmektedirler.
Genel olarak üç tür tomurcuk dizilişi vardır:
Dağınık diziliş, çoğunlukla ikiye ayrılır;
İki sıralı sarmal (Almaçlı) Çok sıralı sarmal
Fagus (Kayın) Quercus (Meşe)
Ulmus (Karaağaç) Populus (Kavak)
Alnus (Kızılağaç) Juglans (Ceviz)
Castanea (Kestane) Salix (Söğüt)
Carpinus (Gürgen) Ficus (İncir)
Tilia (Ihlamur)
Karşılıklı Diziliş: Bu tür dizilişte, iki tomurcuk aynı düzeyde karşılıklı, bundan sonra gelen iki tomurcuk çapraz şekilde karşılıklı dizilmiştir. Acer (Akçaağaç), Fraxinus (Dişbudak), Cornus (Kızılcık), Aesculus (Atkestanesi), Ligustrum (Kurtbağrı) ve Euonymus (Papaz külahı) gibi.
Çevrel Diziliş: Sürgün üzerinde aynı seviyede ikiden çok tomurcuk dizilmektedir. Çoğunlukla Gymnospermae’lerde, az oranda da Angiospermae’lerde görülür.
Gymnospermae Angiospermae
Pinus (Çam) Catalpa bignonioides (Katalpa)
Abies (Göknar) Nerium oleander (Zakkum)
Picea (Ladin)
Pseudotsuga (Duglas)
Bir sürgün üzerinde tomurcuk ya üst kısımda (uçta) bulunur, buna terminal tomurcuk denir ya da terminal tomurcuğa çok yakın bulunur, buna da subterminal tomurcuk denir. Genel bir kural olarakta tomurcuklar yaprakların koltuğunda bulunur. Bunlara koltuk altı tomurcuklar ya da yan tomurcuklar adı verilir. Ağaçların çoğunun büyümesi terminal tomurcuklarla olur. Bu tür büyümeye monopodial büyüme denir. Pinus (Çam), Picea (Ladin), Abies (Göknar), Pseudotsuga (Duglas), Sequoia (Sekoya) ve Populus (Kavak)’larda olduğu gibi. Çoğu kez de terminal tomurcuklar körelmiş olup, boy büyümesini, kendisine en yakın subterminal tomurcuk üstlenmiştir. Bu tür büyümeye sympodial büyüme adı verilmektedir. Salix (Söğüt), Carpinus (Gürgen), Corylus (Fındık) , Alnus (Kızılağaç) ve Ulmus (Karaağaç) gibi.
Tomurcuklar genellikle doğrudan doğruya sürgüne otururlar, yani sapsızdırlar. Ancak, Alnus (Kızılağaç) ve Pterocarya (Kanatlı ceviz)’larda olduğu gibi bir sapla sürgüne bağlanmışlardır ki, bunlara saplı tomurcuk denir.
Tomurcukları karşılklı dizili bir sürgün
Tomurcukları sarmal dizili simpodial bir sürgün
Tomurcuklar sürgün üzerinde oluştuktan sonra, vejetatif gelişimlerini tamamlayıp, gelecek sene mutlaka faaliyete geçmeyebilir. Bazı tomurcuklar gelişme özelliklerini uzun yıllar koruyabilir ve gelişmeksizin kalırlar. Bu tür tomurcuklara uyuyan tomurcuklar ya da Preventif tomurcuklar denir. Preventif tomurcuklar sürgünlerin uçlarından uzak yerlerde, alt kısımlarda bulunurlar. Bunları uyarmak için tepe tomurcuğu ya da öteki tomurcukları koparmak gerekir. Bu tür tomurcukların sürmesiyle oluşan sürgünlere su sürgünleri denir. Su sürgünleri de yapışık dalları oluştururlar. Yapışık dalların ormancılıkta önemi büyüktür. Ağaçların budaklı olmasına neden olurlar ve böylece gövdenin kalitesini düşürürler. Buna karşın, bitkinin canlılığını arttırır, ayrıca park ve bahçe bitkileri için sık dokulu ve dekoratif özellik vererek olumlu katkı sağlarlar.
Su sürgünü ve yapışık dal oluşturan önemli ağaçlar şunlardır: Quercus (Meşe), Fagus (Kayın), Alnus (Kızılağaç), Acer (Akçaağaç), Salix (Söğüt), Abies (Göknar), Cedrus (Sedir), Larix (Melez).
Bir başka anormal tomurcuk tipi daha vardır. Normal olarak genç sürgünlerde oluşan tomurcuklar, bazen ağacın kalın dallarında, gövde üzerinde ya da köklerinde meydana gelebilir. Bu tür tomurcuklar genellikle yaralanmalar sonucunda oluşurlar. İşte önceden olmayan ve bir yaralanma sonucu olan tomurcuklara adventif tomurcuk denir. Adventif tomurcuklar gövdede kütük sürgünü, kökte ise kök sürgünü verirler, bunların bitkinin gençleşmesinde önemi büyüktür ve baltalık işletmesini olanaklı kılar.
Sürgün; Genel olarak yaprak koltuğundaki bir tomurcuktan oluşan, üzerinde vejetatif ya da generatif veya her ikisini birden taşıyan bitki kısımlarına denir.
Sürgün vejetasyon mevsimi boyunca büyür, yani uzar, vejetasyon mevsimi sonunda büyüme durur. Sürgün bu dönemde aldığı boyu, ağacın tüm hayatı boyunca korur. Buna karşılık yaşadığı sürece kalınlaşma yapar.
Sürgünler oluştukları zamana göre, ilkbahar ve yaz sürgünü olarak ikiye ayrılır. Yaz sürgünü, bir kış devresi geçirmeden aynı vejetasyon periyodu içinde yeniden oluşan sürgünlerdir (Quercus - Meşe, Pinus brutia - Kızılçam, Pinus halepensis – Halep çamı ). Bu tür sürgün yapan bitkiler yılda iki kez uzarlar.
Sürgünler boylarına göre de ikiye ayrılmaktadır:
Uzun sürgün: Tomurcukları belirgin internodlarla birbirinden ayrılmış olan, bitkinin gövde ve dal büyümesini sağlayan sürgünler olup, bitkinin ömrü boyunca üzerinde kalırlar.
Kısa sürgün: İnternodları birkaç milimetreyi geçmeyen, fazla uzamayan, dallanmayan ve ömürleri kısa olan sürgünlerdir.
Terminal ve Pseudoterminal durumlu tomurcuk taşıyan sürgünler
Yaprak: Asıl görevleri özümleme olan, gaz alış verişini sağlayan, ışıktan olanaklar ölçüsünde yararlanabilmek ve su buharı kaybını kolaylaştırmak bakımından geniş yüzeyli olan, iletim sistemi açısından zengin bir damarlanma gösteren organlardır. Genel olarak bir yaprak; yaprak ayası, yaprak sapı ve yaprak kını olmak üzere üç kısımdan oluşur.
Yapraklar, taksonomik araştırmalarda bitkilerin tanıları için en önemli organlardır. Angiospermae’lerde genel olarak yapraklar sade (basit) ve bileşik (tüysü) olarak ikiye ayrılırlar.
Oysa Gymnospermae’lerde yapraklar çoğunlukla iğne yaprak ve pul yaprak şeklindedir.
İğne yaprak - Picea (Ladin), Abies (Göknar), Larix (Melez), Pinus (Çam), Pseudotsuga (Duglas) ve Cedrus (Sedir).
Pul yaprak - Cupressus (Servi), Thuja (Mazı), Chamaecyparis (Yalancı servi).
Aşağıdaki yaprak tipleri ise daha az görülür.
Yayvan yaprak - Ginkgo (Mabet ağacı).
Rozet yaprak - Podocarpus macrophyllus (Podokarpus).
Tüysü (bileşik) yaprak - Cycas (Sikas) ve Zamia.
Çesitli Yaprak Sekilleri
1.Meşe, 2.Zelkova, 3.Karaağaç, 4.Dişbudak, 5.Atkestanesi, 6.Çınar, 7.Kayın
Yapraklarda damarlanma şekilleri aşağıda olduğu gibidir:
Paralel damarlanma: Damarlar yaprak ayasının içinde, yaprak sapından damla ucuna doğru birbirlerine koşut olarak gelişmişlerdir. Ana damar belirgin değildir. Angiospermae’lerin bir çenekli (Monocotyledoneae) bitkilerinin çoğu, Triticum (Buğday), Zea mays (Mısır), Lilium (Zambak), Orchis (Sahlep), Smilax (Gıcır otu), Galanthus (Kardelen) ve Iris (Süsen) ile bazı dikotil Angiospermae örneklerinden Plantago (Sinir otu)’da olduğu gibi.
Ağsı (Reticulat) damarlanma: Yaprak ayasında çoğunlukla bir ana damar olup, diğer damarlar düzensiz olarak bir ağ şeklinde bulunurlar. Bu da birkaç tipe ayrılır.
Tüysü (Pennat) damarlanma: Orman ağaçlarının çoğunda olduğu gibi ayanın bir orta damarı, bu orta damardan dallanan yan damarları vardır. Fagus (Kayın), Carpinus (Gürgen), Alnus (Kızılağaç), Betula (Huş), Ulmus (Karaağaç), Ficus benjamina (Benjamin kauçuğu).
Işınsal (Palmat) damarlanma: Bir noktadan şemsiye telleri gibi eşdeğer damarlar çıkmaktadır. Platanus (Çınar), Aesculus (Atkestanesi), Acer (Akçaağaç), Liquidambar (Sığla ağacı), Ficus carica (İncir).
Çatalsı (Dikotomik) damarlanma: Damarlar daima ikiye çatallanarak aya içinde yayılırlar. Ginkgo biloba (Mabet ağacı).
Pedat damarlanma: Orta damarın tabanından çıkan iki yan damar, orta damardan daha iyi gelişmiş ve daha uzundur. Helleborus (Noel gülü) ve Dracunculus (Yılan yastığı).
Yaprak dizilişleri; Yaprakların bir sürgün üzerindeki diziliş düzenine Phyllotaxy adı verilir. Yapraklar tomurcuk dizilişlerine koşut olarak üç değişik tipte diziliş gösterirler:
Dağınık diziliş: İkiye ayrılır.
İki sıralı sarmal (Almaçlı) diziliş: Sürgün üzerinde yapraklar iki sıra halinde, ancak bir noddan tek yaprak çıkacak şekilde, bir düzlemle çakışabilecek durumda yerleşmişlerdir (Fagus - Kayın, Carpinus - Gürgen, Ostrya - Kayacık, Ulmus - Karaağaç, Tilia - Ihlamur, Corylus - Fındık).
Çok sıralı sarmal diziliş: Her noddan tek yaprak çıkmakta ve sürgün üzerinde helezon biçiminde dizilmektedirler (Quercus - Meşe, Populus - Kavak, Juglans - Ceviz).
Karşılıklı (Dekussat) diziliş: Her noddan karşılıklı bir çift yaprak çıkar, ondan sonra gelen çift yaprak bir öncekine dik açı oluşturur (Acer - Akçaağaç, Fraxinus - Dişbudak, Aesculus - Atkestanesi, Cornus - Kızılcık, Lonicera - Hanımeli). Eğer her noddan çıkan karşılıklı yapraklar aynı düzlemde ise bu tür dizilişe opposite diziliş denir.
Çevrel (Vertisillat) diziliş: Her nodda üç ya da daha fazla sayıda yaprak çıkacak şekilde dizilirler (Nerium - Zakkum, Catalpa - Katalpa ve Erica - Funda).
1.5.Tohumlu Bitkilerin Generatif (Üreme) Organları
Çiçek: Yaprakları eşeysel üremeye hizmet için özel bir oluşuma değişmiş kısa sürgündür. Böyle bir sürgünün ekseni genellikle şişerek konik, tabak ya da kadeh biçiminde bir çiçek tablasına dönüşür. Çiçeğin çeşitli parçaları bu tablaya sarmal ya da çevrel olarak dizilirler. Gymnospermae’lerde sarmal, Angiospermae’lerde çevrel diziliş çoğunluktadır. Gelişmiş bir erselik çiçek dıştan içe doğru başlıca üç parçadan oluşur:
Çiçek örtüsü (Periant): Eğer çiçek örtüsü taç ve çanak örtüsü olarak ayrılmamışsa, bu örtüye Perigon denir. Bu tip çiçeklere de Homoiochlamidae denir (Örneğin; Fagus - Kayın, Castanea - Kestane). Buna karşın çoğu Angiospermae örneklerinde çiçekler dışta çanak (Calyx), içte değişik renklere bürünerek böcekleri cezbetmeye yarayan taç (Corolla) olarak iki çevre halindedir. Calyx’in her bir parçasına sepal ve Corolla’nın her bir parçasına da petal denir. Böyle çiçeklere ise Heterochlamidae adı verilir.
Bazı Angiospermae bitkilerinde çiçek çevresi yoktur. Bu tip bitkilere Apetalae (örtüsüz) bitkiler denir (Örneğin; Salix - Söğüt, Populus - Kavak). Bazı Angiospermae çiçeklerinde ise periant yapraklar birbirleriyle birleşir, kaynaşır. Bu tip çiçeklere Sympetalae denir (Erica - Funda, Arbutus - Kocayemiş, Rhododendron - Orman gülü, Syringa - Leylak). Eğer periant yapraklar birleşmeyerek ayrı ayrı ise Chorypetalae adını alırlar (Liriodendron - Lale ağacı, Rosa - Gül, Magnolia - Manolya).
Erkek organlar (Androceum): Etamin ya da stamenlerden oluşur. Her bir etamin bir sapçık (filament) ve bir başçıktan (anter) ibarettir. Her anter de ikişer tekadan oluşur. İki tekayı birbirine bağlayan doku konnektif adını alır. Angiospermae’lerde her bir teka ikişer çiçek tozu torbası taşır. Oysa Gymnospermae’lerde bu sayı 2 ile 10 arasında değişir.
Dişi organlar (Gneceum): Çiçeğin en ortadaki organı dişi organ (pistil)’dır. Her bir pistilde şişkin karın kısmı (ovaryum), boyuncuk (stilus) ve tepecik (stigma) bulunur.
Bir Angiospermae Erselik Çiçeğinin boyuna kesiti
Pistile aynı zamanda gneceum adı da verilmektedir. İki tür pistil vardır. Eğer bir karpel kendi başına kapanarak bir pistil oluşturuyorsa bu tip pistile apocarp pistil (Manolya), buna karşın birden çok karpel yan kenarları ile birleşerek bir pistil oluşturuyorsa bu tipe sincarp pistil adı verilmektedir (Kayın, Gürgen, Kestane, Haşhaş).
Angiospermae çiçekleri simetri açısından aktinomorf (polisimetrik), zigomorf (tek eksene göre simetrik), ayrıca iki eksene göre (bilateral) ve asimetriktirler.
Çiçek formülleri: Angiospermae çiçeklerini formüllerle göstermek olanaklıdır. Bir çiçeğin kısımları dıştan içe doğru Calyx (K), Corolla (C), Androceum (A), Gneceum (G) gibi harf ve rakamlar kullanılarak açıklanabilir. Çiçek kısımlarını gösteren her harfin altına rakamlarla ilgili çiçek kısmının parça adedi yazılır ve bu parçalar birleşikse, bu sayı parantez içine alınır. Gneceumda ovaryumun üst ya da alt durumlu oluşunu göstermek üzere harfin altına ya da üstüne yatay bir çizgi konulur.
Bir dikotil Angiospermae çiçeğinin genel formülü söyledir:
K5 C5 A5+5 G(5)
Çanak Taç Erkek Organ Dişi Organ
Rubus caesius (Bögürtlen) Pelargonium peltatum (Sardunya)
Birkaç Angiospermae örneğinin çiçek formülleri aşağıda görülmektedir:
Tilia (Ihlamur) K5, C5, A∞,G(5)
Ilex (Çoban Püskülü) K4, C5, A4, G(4)
Aesculus (Atkestanesi) K5, C4-5, A5-8, G(3)
Acer (Akçaağaç) K4-8, C4-8, A4-4, G(2)
Malus (Elma) K5, C5, A∞, G(5)
Arbutus (Kocayemis) K5, C(5), A10, G(5)
Ulmus (Karaağaç) P(5), A5, G(2)
Monokotil Angiospermae' 'lerden bir örnek kardelenle verilebilir.
Galanthus (Kardelen) P3+3, A3+3, G(3)
Çiçek kurulları (Inflorescens): Çiçekler her zaman teker teker olmayıp, çoğu kez birçoğu bir arada kurul oluştururlar (Inflorescens). Başlıca çiçek kulları ikiye ayrılır:
Rasemose: Bu tip kurullarda ana eksen genellikle bir çiçekle sonuçlanmaz, yan eksenler çiçeklidir. Bunlardan alttaki çiçeklerin sapları, üsttekilerden daha uzundur. Ana eksen, kendisinden çıkan tüm yan eksenlerden daha fazla gelişir. Bu tip kurul da ikiye ayrılır. Ana ekseni uzamış olan sade kurullar; En yaygın tipleri Rasemus (salkım), örnek Muscari (Arap sümbülü) ve Lauorocerasus (Karayemiş). Spika (başak)’da yan çiçekler sapsızdır, Triticum (Buğday), Phleum (Köpek kuyruğu), Carex (Çayır otu) gibi. Spadiks (koçan)’de ise ana eksen etlenmiş ve uzamış, sapsız çiçekler yan durumlu olarak dizilmişlerdir (Zea mays - Mısır). Catkin (kedicik) uzun sarkan bir salkımdır. Özellikle Salix (Söğüt), Populus (Kavak), Alnus (Kızılağaç), Carpinus (Gürgen), Quercus (Meşe) ve Betula (Huş) gibi orman ağaçlarında sıkça görülen bir sade kuruldur. Kedicik kurulda, yan çiçekler sapsızdır.
Catkin (kedicik) çiçek kurulu Spadiks (koçan) çiçek kurulu
Corylus avellana (Adi fındık) Zea mays (Mısır)
İkinci Rasemose kurul tipinde ise ana eksen kısalmıştır. En yaygın tipler; Korimbus (yalancı şemsiye), ana eksen nispeten kısa ve alttaki çiçeklerin çiçek sapları, üsttekilerden daha uzun olup, hepsi hemen hemen aynı düzlemde toplanmışlardır. Umbel (şemsiye), ana eksen körelmiş, bir noktadan hemen hemen eşit pedisellerle bir şemsiye şeklinde çiçekler bir grup oluşturmuştur. Apiaceae familyası örnekleri, Sanicula, Foeniculum, Heracleum. Kapitulum ( kümeç ) ,ana eksen disk yada küresel bir başak şeklinde olup, bunun üzerinde sapsız çiçekler bir araya toplanmıştır. Genellikle Asteraceae familyası örneklerinde bu tip kurullar yaygındır. Helianthus, Bellis, Anthemis, Zinnia, Cosmos gibi.
Simose: Rasemose çiçek kurullarının aksine, ana eksenin büyümesi kısa süre sonra durur. Genellikle ana eksen bir çiçekle sonlanır. Ondan çıkan yan dallar büyümeye devam eder. Asıl büyümeyi yan çiçeklerin eksenleri yapar.
Simose çiçek kurullarının önemli tipleri olarak monohasium, dihasium, pleiohasium ve drepanium verilebilir. Bunlardan ağaçlarda en çok görülen dihasiumdur. Fagus (Kayın), Alnus (Kızılağaç), Betula (Huş), Castanea (Kestane) gibi Betulaceae ve Fagaceae familyası örneklerinde simose çiçek kurullarından dihasium çoğunluktadır.
Çiçek Kurulları:
a. Basit salkım (rasemus) e. Yalancı şemsiye (korimbus) j. Yelpaze (ripidyum)
b. Başak (spika) f-g. Başçık (kapitulum) k. Orak (drepanyum)
c. Koçan (spadiks) h. Bileşik umbella l. Dihasium
d. Şemsiye (umbella) i. Bileşik salkım (panikula) m. Pleiohasium
Meyve: Angiospermae’lere özgü, yan kenarları ile kapanmış bir ya da çok sayıda karpelden oluşan, tohum tomurcukları olgun birer tohum halini alıncaya dek onu içerisinde saklayan, daha sonra da etrafa yayılmasına yarayan oluşuma denir. Döllenmeden sonra ovaryum gelişerek olgunlaşır ve meyveye dönüşür.
Meyvede tohumu saran, onu içine alan koruyucuya pericarp denir. Pericarp dıştan içe doğru exocarp, mezocarp ve endocarp diye üç kısma ayrılır.
Meyvenin görevi üç grupta toplanır. Tohumu, bu bağlamda embriyoyu korur, besin maddesi depolar ve tohumun yayılmasını sağlar.
Çeşitli meyve şekilleri aşağıda görülmektedir;
Çekirdekli Sulu Meyveler: 1. Ceviz,
Açılmayan Kuru Meyveler: 2. Akçaağaç, 3. Meşe, 4. Karaağaç,
Açılan Kuru Meyveler: 5. Manolya, 6. Fasulye, 7. Haşhaş,
Bileşik (Mürekkep) Meyveler: 8. Çınar.
Meyveler genel olarak üçe ayrılır;
Basit (sade) meyveler: Tek pistilli, tek çiçekten oluşan bu meyveler, sulu ve kuru meyveler olmak üzere ikiye ayrılır.
Sulu meyveler; çekirdekli sulu ve üzümsü meyve olarak ikiye ayrılır.
Çekirdekli sulu: Pericarpın en dış kısmı olan exocarp ince bir zar halindedir. Mezocarp etli ve suludur. Endocarp ise odunlaşmıştır (Kiraz, Vişne, Erik, Şeftali, Kayısı, Karayemiş, Zeytin, Ceviz, Kızılcık).
Juglans regia (Adi ceviz) Cerasus avium (Kiraz)
Üzümsü Meyveler: Exocarp ince bir zar halinde, mezocarp ve endocarp yumuşak ve suludur. Bu sulu meyvelerin içindeki sert taneler tohumlarıdır (Üzüm, Limon, Nar, Defne, Karamuk).
Laurus nobilis (Akdeniz defnesi) Vitis vinifera (Üzüm)
Kuru meyveler, pericarpı açılmayan ve açılan meyveler olmak üzere ikiye ayrılır.
Pericarpı açılmayan kuru meyveler;
Nuks (Nus): Pericarpın her üç dokusu da kalın bir tabaka halinde odunlaşmış ya da sertleşmiştir (Fındık, Meşe, Kayın, Gürgen, Kayacık, Kızılağaç).
Corylus avellana (Adi fındık) Castanea sativa (Anadolu kestanesi)
Karyopsis: Pericarp ince ve tohum zarı ile tamamen kaynaşmıştır (Buğday, Arpa).
Aken: Pericarp ile tohum zarı kısmen kaynaşmıştır (Asteraceae familyası örnekleri).
Samara: Kanatlı nus (Akçaağaç, Dişbudak, Karaağaç, Huş).
Pericarpı açılan kuru meyveler;
Tek karpelli pericarpı açılan kuru meyveler
Folikül (Keseli meyve): Meyve tek bir karpelden oluşur, olgunlaşınca karpel karın-dikiş hattı boyunca açılır (Manolya, Şakayık).
Legümen (Bakla): Meyvede açılma, hem karın-dikiş hem de sırt-damar hattından olur. Yalancı Akasya, Erguvan gibi çoğu Fabaceae örneklerinde olduğu gibi.
Siliqua: Meyve iki karpelden oluşmuş, bir yalancı bölme ile uzunlamasına iki bölmeye ayrılmıştır. Olgunlaşınca birleşme hattı boyunca üçe ayrılır (Brassicaceae).
İki ya da daha fazla karpelli açılan kuru meyvelere genel olarak kapsül adı verilir. Önemli kapsül tipleri şunlardır:
Septisit kapsül: Meyve, uzunlamasına, karpellerin birleşme yerlerinden açılır (Sığla ağacı, Orman gülü).
Lokolosit kapsül: Meyve, karpellerin sırt-damar hattından açılır (Söğüt, Kavak).
Dentisit kapsül: Meyve, tepe kısmından dişlerle açılır (Caryophyllaceae).
Piksit kapsül: Meyve bir kapakla açılır (Anagallis arvensis, Fare kulağı).
Porosit kapsül: Meyvedeki tohumlar, pericarp üzerinde açılan çok sayıdaki deliklerden dökülür (Haşhaş, Gelincik).
Agregat (toplu) meyveler: Tek çiçek, çok pistilden oluşan meyvelerdir. Örneğin; Liriodendron (Lale ağacı), Magnolia (Manolya) ve Fragaria vesca (Çilek)’da olduğu gibi.
Magnolia grandiflora Fragaria vesca (Çilek)
(Büyük çiçekli manolya)
Bileşik meyveler: Çok çiçek, çok pistilden oluşan meyvelerdir. Agregat meyveden farkı, her pistilin kendine özgü ayrı bir çiçek çevresinin bulunmasıdır. Bileşik meyve ayrıca, çok sayıda sade meyvelerden oluşur. Örneğin; İncir, Çınar, Dut, Ananas, Sığla ağacı.

Ficus carica (İncir) Morus nigra (Karadut)
Eğer meyvelerin oluşumuna ovaryumdan yani karpelden başka çiçeğin çevre yaprakları ya da çiçek tablası da katılırsa bu tip meyvelere yalancı meyveler (İgit) denir. Örnek; Elma, Armut, Muşmula, Mersin.
1.6. Türkiye’nin Bitkisel Tür Çeşitliliği
Türkiye floristik açıdan dünyanın sekiz büyük flora bölgesinden biri olan Holaktik flora bölgesi içinde kalmakta ve üç flora alanına ayrılmaktadır. Bunlarda ülkemizin kuzey kesimlerini içeren Euro-Siberian (Avrupa-Sibirya), iç ve doğu Anadolu kesimlerini kapsayan Irano-Turanian (İran-Turan), Ege ve Akdeniz sahillerini kapsayan Mediterranean (Akdeniz) flora alanlarıdır. Bitki çeşitliliği açısından Türkiye dünyanın zengin ülkelerinden biridir. Bu zenginlik, ülkemizin çeşitli iklim tiplerine sahip olması, kısa aralıklar içerisinde önemli ekolojik değişikliklerin bulunması, jeolojik ve jeomorfolojik çeşitlilik, değişik karakterde sulak alanlara (deniz, göl ve akarsu) sahip olması, deniz seviyesinden 5000m’ye değin değişen yükseltilerde çok sayıda dağların bulunmasından kaynaklanmaktadır.Bir başka önemli etkende,ülkemizin Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bir geçiş konumunda bulunmasıdır. Bütün bu etmenler sonucu Türkiye’de zengin bir bitkisel çeşitlilik oluşmuştur. Özellikle son 50 yılda yapılan çok sayıda floristik araştırmalar sonucunda, bugün Türkiye florası 11.000'lere ulaşmıştır. Bunun 10.000‘i tohumlu bitkilerdir. Bunların da yaklaşık 3000 adeti yalnız ülkemize özgü endemik taksonlardır.
Endemik takson ise sınırlı bir yayılış alanına (areal) sahip, sadece bir yörede yada bir ülke sınırlarında bulunan bitkilere denir. Örneğin; Liquidambar orientalis (Anadolu sığla ağacı), Quercus vulcanica (Kasnak meşesi) ve Abies nordmanniana subsp. bormuelleriana (Uludağ göknarı) Türkiye’nin önemli endemiklerindendir.
Bu arada iki önemli botanik sözcüğü olan ve birbirine çok karıştırılan flora ve vejetasyonun tanımları aşağıda belirtilmiştir.
Flora bir ülke, bir bölge ya da belirli alanda yayılan bitkilerin tümü için kullanılır. Vejetasyon ise, bir ülke ya da bir bölgenin belirli yaşam ve çevre koşullarına göre gelişen ve yaşam koşulları özdeş olan bitki taksonlarının oluşturdukları toplumlardır. Bir başka deyişle, florada bitki taksonları arasında herhangi bir floristik ilişki aranması söz konusu değildir. Örneğin Türkiye florası denilince Türkiye sınırları içinde bulunan tüm bitkilerin (tohumlu ve tohumsuz) bir floristik listesi anlaşılmaktadır. Vejetasyonda ise yaşam koşulları özdeş olan bitki taksonlarının bir arada bulunması ve büyüklü küçüklü toplumlar oluşturma koşulu aranmaktadır. Örneğin; çöl, step, maki, orman ve savan vejetasyonları gibi.
|