EKOLOJİK TARIM

Ekolojik Tarım Nedir?

Ekolojik diğer adıyla organik tarım; üretimde kimyasal madde kullanmadan, üretimden tüketime her aşaması kontrol altında tutulan, tarımsal üretim biçimidir.

Toprak ile bitki arasındaki denge göz önünde bulundurularak ve de teknolojik olanaklardan da yararlanıp; kimyasal gübre, hormon, kimyasal üreyiciler ve geliştiriciler, zirai zehirler kullanılmadan, toprağı beslemek suretiyle bitkinin doğal beslenmesini amaçlayan tarıma ORGANİK TARIM denir.
Başka bir deyişle, organik tarım, eskiden atalarımızın yaptığı ve bize unutturulan tarımın, bazı uygun teknolojik olanaklardan da yararlanarak yapılmasıdır. Organik tarım, ekolojik tarım, biyolojik tarım sözcüklerinin hepsi aynı şeyi ifade etmekte olup, değişik ülkeler bu sözcüklerden birini kullanmaktadır. Bu sözcükler, ürün bazında da aynı şeyleri açıklamakta olup, ülkemizde organik tarım ve organik ürün sözcükleri kullanılmaktadır.
Bugün yediğimiz ürünler, ister toprakta, isterse toprak dışı yatak tabir edilen malzemeler (sap, saman, torf, perlit, strafor, kum ile veya bunların karışımları veya rutubet kanallarında havada asılı sistemler) üzerinde olsun, açık arazilerde veya kapalı mekanlarda yapılmaktadır.

Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumak, ürün standardizasyonunu sağlamak, ürün kalitesini, üretim miktarını ve üreticinin gelirini arttırmak olarak özetlenebilir.
Organik tarımın geçmişi 20.yüzyıla dayanmaktadır. Çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir.

Son yıllarda ülkemizde ve dünyada organik tarıma verilen önemden dolayı Tarım ve Köy İşleri’nde bir organik tarım Komitesi kurulmuştur.

 

Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığı’nda Organik Tarımın Yeri

Bu yöntemde kimyasal gübre, ilaçlama, hormon gibi dış girdiler kullanılmaz. Tamamen atalarımızın doğal üretim yöntemlerinin, günümüzün bilgileri ışığında yapılmasıdır. Bugün için yöntemin en büyük kusuru organik tarım yaygın olmadığı için az ürün elde edilmesi ve riskinde diğer yöntemlere göre daha fazla olması söylenebilir. Bu bağlamda günümüzde ekolojik tarım ile üretilmiş ürünler daha pahalıdır. Ancak organik tarımın yaygınlaşması ile birlikte kimyasal gübre, ilaç ve hormon gibi girdiler kullanılmayacağı için bu yöntemle üretilen ürünler kantitatif yöntemlerle üretilen ürünlerden daha ucuza üretilebilecektir.
Ekolojik üretim yapan bir çiftçi, uluslararası bir denetleme şirketi tarafından verilen sertifikayı almak zorundadır. Bu sertifikayı alabilmesi için ürünlerini gerekli koşullarda üretmelidir. Gerekli koşullar sağlandığında denetleyen firmalar ürünü denetleyerek sertifika verirler.

 

Ekolojik Tarımın Yararları

Organik tarım, her şeyden önce belirli kurallar çerçevesinde sürdürülebilir tarımdır. Bu da başta toprak olmak üzere su, hava, çevre ve doğada yaşayan diğer canlılara zarar vermeyen bir üretim anlamına gelmektedir. Örnek olarak ilaçlama ile çevredeki bir göl ve paralel olarak o gölde yaşayan canlılar zarar görebilir. O gölün suyunu kullanan insanların zarar görebileceği gibi, gölden avlandığı bir balığı yiyen kuş bambaşka bölgelere hastalık taşıyabilir. Organik tarım kuralları çerçevesinde çevresine duyarlı, devamlılığı olan bir üretim sağlar. Üretilen ürünlerin kolayca izlenebilmesi ve her aşamada denetlenebilmesi ile tarımda ciddi bir denetim eksikliğini giderebilir.
Üretilen ürünlerin insan sağlığına zarar verebilecek kimi atıkları barındırmasının önüne geçerek hastalıkların yayılması ve oluşmasını ciddi oranda engelleyebilir.
Organik tarım yalnızca insan sağlığını değil, aynı zamanda yaşam alanımız olan dünyanın korunmasını da sağlar.Mevcut tarım topraklarının azalarak çölleşmesini, kullanılamaz hale gelmesini ve sömürülmesini de engeller. Sağlıklı ve temiz bitkiler yetiştirildiği için insan sağlığı açısından önemlidir.




Ekolojik tarımın temel amaçları;

• Tarımsal işletmede mümkün olduğunca kapalı bir kan dolaşımını sağlamak, işletmeye çok yönlü bir yapı kazandırmak.
• Optimum toprak verimliliği sağlamak ve bunu devamlı hale getirmek.
• Toprağın biyolojik aktivitesi aracılığıyla bitkiyi beslemek.
• Çiftlik gübresini en iyi şekilde hazırlamak
• Hayvanların cinslerine uygun barınma ve yetiştirme koşullarını sağlamak
• Kolay çözünen mineral gübrelerin kullanımından vazgeçmek
• Tarımsal işletmeden gelir sağlayanlara iyi bir yaşam standardı ve gelir düzeyi sağlamak
• Doğadaki canlıları (hayvanları, bitkileri,mikroorganizmaları) düşman veya köle gibi görmeden birlikte yaşamayı öğrenmek
• Sağlıklı bir doğa oluşturmak
• Beslenme fizyolojisini dikkate alarak kaliteli bir yaşam

 

Neden Ekolojik Tarım?

Ekolojik tarım tamamen doğal yöntemlerle, sanayi bölgelerinden uzak, kimyasal ilaç, suni gübre ve hormon kullanılmadan yapılan tarımdır.
Klasik tarım metodunda ürün kalitesi değil, ürün miktarı önemli iken, organik tarımda ürünün kalitesi önemlidir. Çevreye de dost bu tarım yönteminde doğal metotlar kullanıldığı için uzun vadede toprağın da verimi artmakta ve üründe miktar artışı da sağlanmaktadır. Son yıllarda gerek tarımsal ilaçların, gerekse gübrelerin bilinçsizce kullanımı bitkisel üretimde miktar artışının yanında kalitesiz ve insan sağlığını tehdit edecek ürünlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sanayileşmeden kaynaklanan çevre kirliliğinin de etkisiyle soframıza gelen sebze ve meyvelerin doğallığı, güvenilirliği neredeyse kalmamıştır. Ülkemizde kanser vakalarının artışında pestisit denilen tarım ilaçlarının “aşırı” ve “uygunsuz” kullanımının büyük payı olduğu açıklanmaktadır.
Çarşı ve pazardan alınan Sebze/meyve örneklerinde, üst sınırın üzerinde nitrit, nitrat, kurşun, pestisit miktarlarına rastlanmıştır. Bebekler ve çocuklar; erişkinlere göre, gıdalardaki kimyasallardan ve pestisit kalıntılarından dolayı gelişmekte olan sistem ve organlarına daha büyük yük bindiği için daha fazla risk altındadır. Alerji teşhisi konan bebeklerin beslenmelerine geriye dönüp bakıldığında, alerji sebebi olarak gıdanın kendisiyle değil, gıdalardaki pestisit (böcek ilacı), nitrit, nitrat kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Alerji riskini de artırdığı için, özellikle bebek ve çocukların organik ürünlerle beslenmesinin ileriki yaşlardaki yaşam kalitesi açısından ekolojik tarim 2önemi büyüktür.

Son araştırmalara göre (Journal of Family Health Care Vol:13 No:1, 2003), pestisit ve kimyasallarla karşılaşan çocuklarda; hormonal bozuklukların, kavrama ve öğrenmede geriliğin ve kanser riskinin arttığı görülmektedir.
Olgunlaşmadan toplanan meyve ve sebzelerdeki düşük vitamin ve besin oranlarının yanında organik ürünler doğal besin içeriği açısından da daha zengindir. Hammadde-üretim-son ürün aşamalarının tamamı kontrol altındadır ve sertifikalıdır. Organik tarımla üretim yapıldığı bağımsız yetkili kuruluşlar tarafından denetlenir ve sertifikalandırılır. Kontrol ve sertifikasyon, organik tarımın en önemli basamaklarından biridir. Sertifika sistemi, ürünün ekolojik standartlara göre üretildiğinin, işlendiğinin, paketlendiğinin garantisidir. İzlenebilir olmasından dolayı, raftaki üründen, hammadde ve üreticiye kadar her aşamasının güvenliği öğrenilebilir, izlenebilir.


Organik tarım ilkeleri

Ekolojik tarımda farklı bitkisel ve hayvansal ürünler için farklı üretim yöntemleri mevcut olup bunların ortak ilkeleri şunlardır.


1- Ekolojik üretim yapan tarım işletmelerinde doğal kökenli hammaddeler kullanılarak üretim yapılmalıdır.

2- Ham maddelerin ve diğer işletme girdilerinin çevreyi tehdit eden her türlü etkisi azaltılmalı veya bunlardan tamamen kaçınılmalıdır. Mesela organik tarımda kullanılacak fide-tohum, fidan vs. ilaçsız olmalıdır.

3- Toprağın işletilmesi ve içindeki canlı faaliyetin devamı için nöbetleşe ekim ve organik gübreleme yapılmalıdır. Bunun için çiftlik gübresi ve organik atıklardan oluşan kompost ve yeşil gübre kullanılmalıdır. Ayrıca uygun toprak işleme aletleri kullanılmalı, gereğinden fazla sayıda toprak işlemeden kaçınılmalıdır.

4- Ekolojik ortama uygun dengeli karışımlar yapılarak nöbetleşe ekimde baklagillere ağırlık verilmelidir.

5- Bitki tür ve çeşitlerinin seçiminde üretim yapılacak yerin ekolojik koşulları göz önünde bulundurmalı bu koşullara uygun dayanıklı, tohum, fidan ve hayvan kullanılmalıdır.

6- Zararlılarla mücadelede biyolojik yöntemlere başvurulmalıdır.

7- Hayvansal üretimde ise ağıl ve ahırların usulüne uygun olması, beslenme ihtiyacının mümkün olduğu ölçüde işletmeden karşılanması yemlere kimyasal maddeler (antibiyotikler, kilo artırıcı katkı maddeleri vs.) katılmaması gerekir.

 

8- Yetiştiricilikte yem ihtiyacının karşılanmasında 1 ha alan için 1 büyükbaş hayvan düşünülmelidir.

9- Ekolojik tarımda yeter miktarda ve yüksek kalitede gıda üretmek, maksimum verimden önce gelmelidir.

10- Enerji kaynağı olarak güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi doğal enerji kaynakları olabildiğince tercih edilmelidir.

11- Ekolojik tarım işletmelerinin kazançları, imkanları üreticiyi ve çalışanlarını tatmin etmelidir.

12- Sentetik kimyasal gübreler ve sentetik ilaçlar, depoda kuruyuculuğu artıran ve hasattan sonra olgunlaşmayı teşvik eden sentetik kimyasal maddeler, bitki ve hayvan yetiştirmede kullanılan hormonlar ve büyüme düzenleyici maddelerin ekolojik tarımda kullanımı yasaktır.

13- Ekolojik tarım sentetik ve kimyasalların kullanımını yasakladığından çiftlik gübresi, kanatlı gübresi, çiftlik ve sıvı atıkları, saman, torf, mantar üretim artığı, organik ev artıkları kompostu, hayvansal atıkların işlenmiş ürünleri, deniz yosunları ve yosun ürünleri, talaş, ağaç kabuğu, odun artıkları, tabii fosfat kayaları gübre olarak kullanılabilir.

 



Ekolojik tarım biyolojik çeşitliliği etkiliyor mu?

Ekolojik tarım doğası gereği biyolojik çeşitlilik demektir. Örneğin ürün ve hayvanlar ile karışık tarım. Tüm ekolojik tarımda, ekin değiştirmek, uygulanan bir yöntemdir. Ağaçlar ve çitler örümcek, kuş gibi böcekleri yiyen hayvanlara doğal bir alan sağlar. Sadece ekolojik gübre kullanarak toprağın verimini ve organizmaların çeşitliliği artırabilir. Bitki koruma açısından ise izin verilen birtakım ilaçların yanında kükürt, bordo bulamacı, Arap sabunu kullanılabilir.

 

Dünyada Organik Tarım

Ekolojik Tarım Avrupa’da 1910’larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Zaman içerisinde küçük çapta da olsa artan oranda bir gelişme göstermiş ve 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arzetmeye başlamıştır. Bu hareket 1972 yılında Almanya’da Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFAOM) kurulmasıyla daha düzenli bir hale gelmiştir. IFAOM tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlamaktadır.

Ekolojik Tarım uygulanan alanlar Avrupa ülkelerindeki tarım alanlarının % 2-3’ü dolayındadır. Bunda tarımsal hareketler üzerinde kuvvetli bir etkiye sahip olan kimyasal endüstrinin etkisi büyüktür. Tüm bunlara karşın ekolojik tarım faaliyetleri her yıl yaklaşık %20-30’luk büyüme hızındadır. 1986 yılında 120.000 hektar olan üretim alanı 1977’de 1,8 milyon hektara ulaşmıştır. Aynı dönemde işletmelerin sayısı da 7.000'den 73.000'e yükselmiştir. Bazı tahminlere göre önümüzdeki 10 yıl içinde dünya ticaret hacminin 11 milyar'dan 100 milyar ABD dolarına yükseleceği kabul edilmektedir. Özellikle AB Ülkelerinde bu konunun önemi anlaşılmış olup; hükümetler düzeyinde ve üniversitelerde büyük gelişmeler görülmektedir.

 

Türkiye’de ekolojik tarım
Organik Tarim

Dünya ticareti 1970'li yıllarda başlamış olan ekolojik tarımdaki gelişmelere uygun olarak, Avrupa orijinli firmalar Türkiye'deki firmalardan ekolojik ürün talebinde bulunmuş ve böylece 1984-1985 yıllarında ülkemizde ekolojik tarım başlamıştır. Bu yıllarda Türkiye‘nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru İncir ve kuru Üzüm ile Ege bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu ürünlere kuru Kayısı, Fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır.

İlk yıllarda Avrupa kökenli bazı firmalar kendi ihtiyaçları olan ürünleri anlaşmalı çiftçilerle yetiştirmek ve elde edilen ürünleri Türk ihracatçıları vasıtasıyla kendi ülkelerine ithal edebilmek için Türkiye'de ekolojik üretim projeleri tesis etmişlerdir. İlk yıllardaki bu ekolojik üretim faaliyetlerinin danışmanlık, teftiş ve sertifikasyon gibi vazgeçilmez esasları tamamıyla yabancı kişi ve kuruluşlarca yerine getirilmiştir. 1990'lı yılların başında bu konularda az sayıda da olsa Türk uzmanlar yetişmişler ve yabancı firmaların ülkemizdeki temsilciliğini yapmaya başlamışlardır.

Ekolojik Tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) kurulmuştur. Aynı yıl içinde İzmir'de yapılan "2. Akdeniz Ülkelerinde Ekolojik Tarım Konferansı", ETO tarafından organize edilmiştir. Bu şekilde ekolojik tarım alanında ülkemizde yeni bir süreç başlamış olup, İzmir bu hareketin merkezi durumuna gelmiştir.

Ekolojik Tarım faaliyetlerinin ülkemizde ilk olarak Ege bölgesinde İzmir'de başlamış olması, ürün işleme tesislerinin büyük kısmının İzmir'de olması ve üretilen ürünlerin büyük kısmının İzmir limanından ihraç edilmesi nedeniyle, organizasyon kuruluşları, kontrol ve sertifikasyon firmaları gibi ekolojik tarım sektörünün hemen tüm kuruluşlarının merkez büroları İzmir'de yer almaktadır.

ETO’ nun da katkılarıyla "Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik", Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 18 Aralık 1994 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik AB normlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Organik ürünlerin dış satımını düzenlemek üzere çalışmalar da devam etmektedir.

 

Günümüzde yaklaşık 92 değişik üründe, 46.523 bin hektarlık arazi üzerinde 12.275 kadar üretici 168.306 ton ekolojik üretim yapmaktadır. Gümrük mevzuatındaki bazı problemler nedeniyle ekolojik tarım sektörünün dışsatım yoluyla ekonomiye katkısı net olarak bilinmemekle birlikte yıllık 150 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.